28 Nisan 2013 Pazar

Tüm Zamanların Hatırına Sarayda Bir Fincan Kahve

Tüm Zamanların Hatırına Sarayda Bir Fincan Kahve kitabını okurken her bölüm başında değişik kahveleri tatma arzusu duydum.
Kahve ve kahvehaneler, bizim kültürümüzde çok önemli bir yer tutarlar.
Eskiden evin aile reisleri -ki sanırım hâlâ bu alışkanlığa sahip insanlar vardır- “kahveye gidiyorum,” deyip evden ayrılırlar ve kahvehanede arkadaşlarıyla buluşurlardı.
Kahveyi severim de kahvehaneleri pek sevmem, ben pastaneciyim.
Kahvehaneler erkeklerin buluşma yeridir, başından beri o mekânlana kadınlar uğrayamazlar, ortaya çıkışından bir süre sonra içeriği değişen kahvehanelerde erkekler oyun oynar olmuşlardı.
Ben ise, o oyunları da bilmediğimden hep kahvelerden uzak durdum.
Ancak, a dergisi’ni çıkarırken Yenikapı’da Kemal Bey’in Kahvesi’nde buluşurduk.
1950 Kuşağı’nın önemli mekânlarından biriydi.
O kahveyi, o kahveye gelerleri, toplananları Münir Göker, Yenikapı Hikâyeleri kitabında yazdı.
Orhan Kemal Nuruosmaniye’deki İkbal Kahvesi’nde otururdu, orayı da Nurer Uğurlu, İkbal Kahvesi kitabında yazdı.
Tanıtacağım kitaptaki inceleme başlıklarını okuduğunuzda, kahve konusunda epeyce ayrıntılı bilgi bulacağınızı fark edeceksiniz.
Bu yazılarda kahvenin tarihinden tarih boyunca cezve çeşitlerine, fincanına kadar her türlü ayrıntıyı da okuyacaksınız.
Çekirdekten Fincana: Bir Yudum Kahve Kırk Yıllık Hatır, Gül Fatma Koz; 19. Yüzyıl Osmanlı Sarayı’nda Kahve İkram Töreni, Ayça Özer Demirli - Nurten Öztürk; Sosyalleşme Sürecine Yön Veren Kahvehaneler ve Mimarileri, Gökşen Birincioğlu; Sufi Meclislerinden Kahvehanelere, Gökçe Demiray; Kahvehanelerin Kültürel Yaşamdaki Rolü, Ceylan Aydın; Sultanların Topkapı Sarayı’ndaki Kahve Fincanları, Ömür Tufan; Osmanlı Saray Hazinesi’nden Fincan Zarfları, Emine Bilirgen; Türk Kahvesini Çevreleyen Nesnelerin Tasarımı ve Sembolik Anlamları Üzerine Notlar, Gülnâme Turan - Ahmet Zeki Turan; Kırk Yıl Hatırı olan Tasarımlar, Nazlı Eda Noyan; Katalog; Sözlük.
Türk kahvesine olan ilginin nisbeten azaldığı ve başka lezzetlerdeki kahvelerin, fastfood anlayışında tüketilen kahvelerin öne geçtiği bir döneme girdiğimiz kanaatindeyim.
Buyük bir uluslararası şirketin tabelasını aynı caddede beş ayrı yerde görüyorsam ve bunların içinin de azımsanmayacak kalabalıkta olduğuna tesadüf ediyorsam. Ne yazık ki yanılmadığımı söylemem gerekiyor. Şahsen Türk kahvesinin kıymetinin bilinmemesi açısından üzücü buluyorum.
Eskiden kahveyi hazır paketlerden almazdım, kimse almazdı.
Eminönü’ne gider Tahmis Sokağı’ndaki Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları’ndan alırdık.Taze çektirirdik.
O sakağa giridiğimde, birdenbire ortalığı mis gibi kavrulmuş kahve kokusu sarardı, üstelik az kavrulmuş, çok kavrulmuş gibi de bir seçim yapabilirdik.
Evlerdeki pirinç kahve değirmenlerinde öğütülen kahveler de yine evde kavrulurdu.
Çiğ kahve alınır, zevke göre kavrulma derecesi tayin edilirdi.
Masa üstü değirmenini de gördüm.
Şimdi de evimde elektrikli bir değirmenim var.
İncelemeler içinde, birkaçı benim fazlasıyla ilgimi çekti.
Bunlardan biri Ceylân Aydın’ın Kahvehanelerin Kültürel Yaşamdaki Rolü, diğeri de Nazlı Eda Noyan’ın Kırk Yıl Hatırı Olan Tasarımlar yazısı.
O yazının içinde, İhap Hulusi’nin kahve reklamının da güzelliğini belirtmeye gerek yok.
Kütüphanenizi şenlendirecek bir kitap.
(Tüm Zamanların Hatırına Sarayda Bir Fincan Kahve, Yayına Hazırlayan: Ayça Özer Demirli, Nurten Öztürk, TBMM Milli Saraylar Yayınları)

KİTAPTAN

Yasaktan geleneğe


Kahve mucizelerle dolu bir bitkidir... Dalından koparıldığında ıslak bir çekirdekken, çeşitli işlemlerden geçerek mis gibi kokusu ile farklı anların vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş, zaman içerisinde bölgeden bölgeye değişmekle birlikte kendine has bir yaygınlık kazanmıştır. Toplumsal değişmelere bağlı olarak farklı niteliklerde de olsa kahve içme alışkanlığı dünyanın her yerinde görülen bir etkinliğe dönüşmüş, tartışmalı bir içecek olarak girdiği gündelik hayatın merkezine oturmuştur. Önceleri dini açıdan haram olduğu gerekçesiyle yasaklanan kahve, sonraları kârlı bir ürüne dönüşmesi sebebiyle ülkelerin paylaşamadığı bir ürün haline gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürel dokusunun bir parçası olan kahve, tarihsel süreç içerisinde pek çok olayı ve olguyu da beraberinde getirmiytir. Kahvehanelerin çoğalması ve kahvehanelerde oluşan çeşitli gruplar zsayesinde bu kültür farklı kesimlere ulaşabilmiştir. Aleyhinde pek çok olumsuz hikâye, söylenti, yorumlar ve dinî engeller çıkmasına rağmen, “kahve” ve “kahvehane” gün geçtikçe gerek Osmanlı İmparatorluğu’nda gerekse Batı’da vazgeçilmez bir alışkanlık halini almış, giderek bir gelenek ve kurum haline gelmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder