1 Mayıs 2013 Çarşamba

SÜTLÜ TÜRK KAHVESİ DİYEBİLİRİZ

“Turc au Lait”

‘geç kalmışım’ denebilir. ‘bunu bugüne kadar bilmemek ne ayıp’ da denebilir. yalan da olmaz. bilirdim de, böylesini değil.
20120505-213758.jpg babam yapardı, benim bildiğim oydu, cezveye az kahve koyup, su yerine sütle pişirirdik. Allah için, onu da severdim, hala da severim, ama bu başka türlü oldu.
Nihal’in annesinden öğrendim. onun da annesi yaparmış. bir cezvede bildiğin usül Türk kahvesi pişiriyorsun, diğer bir cezvede de süt ısıtıyorsun. süt bardağa, yada fincana, yada kupaya alınınca, pişmiş köpüklü kahveyi içine katıyorsun. ama dibindeki telveyi katmıyorsun. nefis birşey oluyor. Türk kahvesinin latte hali gibi. daha doğrusu, cafe au lait yerine, “Türk au lait”.
farkı ne mi? öbüründe pütür pütür kahve olurdu, dibinde telvesi, üstünde kaymağı. bunda ise bu söylediklerimin hiç biri yok. hele sütü kaynatmamışsan, istediğin ısıya ayarlamak mümkün, bir de kahven tazeyse, sakız gibi oluyor. kahveye meraklı olmayan biri olarak bayıldım.
bu arada not, evet kahveci değilim, içince sütlüsünü içerim, içmesem daha mutlu olurum. ama Roma’da Sant’ Eustachio veya Londra’da Monmouth’un kahvelerinin de hastasıyım. yani iyisi oldu mu, severim. yoksa işim olmaz.
bugünlerde, evde, Nuri Toplar’ın taze çekilmiş kahvesiyle, “Türk au lait” yapıyorum kendime, ve de bayılıyorum.

1 yorum:

  1. kahve sevmeyen birinin blog adının "kahveolog" olması;ironik

    YanıtlaSil